Yaşanan depremlerde eski ve dayanıksız binaların yıkılmasının yanı sıra, yeni binaların da yıkılması, birçok kişinin zihninde soru işaretleri yarattı. Eski teknoloji ve inşaat yapı malzemeleriyle yapılmış binaların depremde hasar görmesi veya tamamen yıkılması daha önceki depremlerde de gündeme gelen bir gerçeklikti. Fakat yeni binaların yıkılması neyle açıklanabilirdi? Yaşanan büyük deprem felaketinden sonra bize en fazla ulaşan sorulardan biri olan yeni binalar neden yıkılır sorusunu yanıtladık;
Betonarme binaların deprem karşısında mukavemet göstermesi birden fazla parametreye bağlıdır. Normal şartlarda inşa edilen bir binanın oturduğu zemin koşullarına uygun şekilde projelendirilmiş, sonrasında da standartlara uygun bir şekilde inşa edilmiş olması gerekir. Fakat yapılan analizlerde görülmüştür ki özellikle üretim aşamasında gerekli kontrollerin yapılmamış olması, bireysel hatalar veya binaya sonradan yapılan müdahaleler de binaların dayanıklılık seviyelerinin azalmasına neden olabilmektedir.
Yeni yapılan bir binanın eskilere nazaran daha dayanıklı olacağı ön kabulu her zaman doğru olmayabilir. Yeni teknolojiyle yapılmış binaların elbette eski yapı teknolojisi ve malzeme kalitesinde inşa edilmiş binalara göre çok daha fazla dayanıklı olması beklenir. Fakat yeni yapılan binaların dış kozmetiğinden veya kat sayısından ziyade, oturduğu zemin koşullarına ve yapım standartlarına uygun yapılıp yapılmadığı, binaya sonradan bir müdahale olup olmadığı da önem teşkil eder. Peki yeni bir binanın yıkılmasını hangi haller açıklayabilir?
Yeni Binaların Yıkılma Nedenleri
Depremlerde yeni yapılmış binalar hasar görebilir. Fakat yıkılması beklenen bir durum değildir. Betonarme binalarda öncelikli beklenti, binanın sarsıntıda ayakta kalarak can güvenliğini sağlamasıdır. Depremlerde biannın yıkılmasının nedenleri şunlar olabilir;
1- Zemin analizinin hatalı veya yapılmamış olması
Mevcut binanın zemin analizinin o binaya özel olarak gerçekleştirilmiş olması, üzerine yapılacak betonarme yapının projesinin de buna uygun olması beklenir. Birbirine yakın olan bölgelerde zemin koşullarının benzer olacağı ön görülse de, yan yana parsellerde bile özel durumlarda zemin koşulları değişebilmektedir. Zemin analizinin doğru yapılmamış olması bina projesine etki edebilir. Örneğin belirli değerin altında yumuşak görünen bir zeminde fore kazık sistemi ile zemin iyileştirilmesi gerekliliği olan bir bölgede zemini iyileştirmeden yapılacak bir binanın hasar alma olasılığı yükselecektir.
2- Projelendirme Hataları
Proje aşaması binanın en kritik aşamalarından biridir. Proje binanın teknik detaylarını ifade eden bir kılavuzdur. Binanın inşa eklini, taşıyıcılarını, adedini nerelerde olacağını gösteren projeler inşaat sırasında uygulama ekibinin kılavuzu olacaktır. Bu nedenle projenin teknik anlamda günlük hayattaki beklentilerin yanı sıra, temel dayanıklılık gerekliliklerini karşılayacak ve zeminin yapısına göre oluşturulmuş olması gerekir. Ticari kaygılarla daha fazla alan elde etmeye yönelik çizilmiş projeler kimi zaman uzun vadede oluşacak bazı ek ihtiyaçları göz önünde bulundurmaz yada görmezden gelir. Binanın projesindeki hatalar binanın dayanıklılığı konusunda oldukça hayati önem taşır.
3- Uygulama Hataları
Hatasız bir proje ile başlanan inşaatta proje kadar uygulama da önem taşır. Projeyi hayata geçiren saha ekibi projenin doğru uygulanabilmesi için titizlikle çalışmalıdır. Betonarme binalarda beton öncesi kurulan kalıplardaki teknik hatalar, demirlerin bağlanma sıklıkları, demirlerin bağlanma şekilleri, kolon içlerinde pas payı kuralına riayet edilip edilmemesi uygulama hatası olarak değerlendirilebilecek yanlışlardır. Bu başlıktaki hatalar bilerek veya bilmeyerek yapılmış olabilir. Örneğin demirlerin bağlanma şekli, pas payı bırakılmaması vb. hatalar aslında maliyetle ilgisi olmayan ama hayati sonuçlar doğurabilecek hatalardır. Bunu ameliyat yapan bir hekimin hastanın içerisinde yaptığı müdahalelerde hata yapması gibi düşünebilirsiniz.
4- Malzeme Kalitesinden Kaynaklanan Hatalar
Betonarme binalarda binaların ana bileşenleri beton ve demirdir. Bu iki ana malzemenin kalitesi binanın depreme karşı dayanıklılığında önemli rol oynar. 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların birçoğunun betonu, manuel olarak elle karılarak imal edilmekteydi. Artık çoğumuzun bildiği gibi de, beton içerisinde yer alan bileşenlerden kum da pek çok inşatta denizden çıkarılarak temin edilmekteydi. Denizden çıkarılan kumun ıslak ve çoğu zaman çamur olması nedeniyle tutuculuğu zayıftı. Öte yandan denizden çıkarılan kumun içerisindeki kestane, midye gibi yabancı cisimlerin ayıklanması içinse elekler kullanılıyordu. Fakat bu işlemlerin çoğu, herhangi bir denetim mekanizması olmadan insan gücüyle ve manuel yapılmaktaydı. Hazır beton teknolojisi ile birlikte beton yapımı insan kuvvetinden makine kuvvetine geçerek, beton içerisinde daha yüksek yapıştırıcı ve tutma sağlayan katkı maddeleri de eklendi. Dolayısıyla 2000 sonrası yapıların farklı olduğunun söylenmesinin en büyük nedenlerinden biri hazır beton teknolojisine geçiş olmuştur. Hazır beton teknolojisiyle eskiye kıyasla çok daha dayanıklı yapıların inşa edildiğini söylemek mümkünse de, hazır beton teknolojisinin Türkiye’nin her iline aynı hızla ulaşmadığını da göz önünde bulundurmak gereklidir. Anadolu’nun belirli başlı illerinde hazır beton santrallerinin büyük şehirlere kıyasla birkaç sene sonra kurulmaya başlandığını unutmamak gerekir. Bu nedenle 2000 sonrası yapılan her bina güvenlidir demek doğru bir varsayım olmayacaktır. Yıllar içerisinde hazır beton sektörü içerisinde gerekli kalite gereksinimlerini sağlamadan beton çıkaran,(çakıl yoğunluğu, kimyasal bileşenlerin yeterli seviyede olmaması, betonun rahat dökülebilmesi için seyreltilmesi vb.) yada çoğu zaman standartlara uyduğu halde bilerek veya bilmeyerek operasyon yoğunlukları nedeniyle esnetilmemesi gereken kuralları esneten hazır beton markalarının olduğu bilinmektedir. Her ne kadar gelen her betondan beton numuneleri alınsa da, söz konusu bu denetim sürecinin manipüle edilebileceği ön görülmektedir.
5- Beton Bakımı Hataları
Betonarme binanın ana bileşeni olan betonun sahaya ulaşıp kalıp içerisine döküldükten sonra yapılması gereken bir dizi işlem bulunmaktadır. Bilindiği gibi beton hızlı donan yapıda bir yapı malzemesidir. Bu nedenle üretildiği santralden şantiyeye gelene kadar malzemenin hareket etmesini sağlayan özel araçlarla(mikserle) sevk edilir. Betonun sevk edilmesinden döküm sonrası geçen zamanda malzemenin kalitesini koruması için bir dizi işlem yapılması gerekir. Betonun döküm sonrasında düzenli sulanması doğru donmasını ve mukavemetinin yüksek olmasını sağlar.